galebe


galebe
(A.)
[ ﻪﺒﻠﻏ ]
1. baskın çıkma, ağır basma.
2. kalabalık.

Osmanli Türkçesİ sözlüğü . 2015.

Look at other dictionaries:

  • galebe — is., esk., Ar. ġalebe 1) Yengi Böyle giderse tamamıyla galebe ümit ettiğini haber veriyordu. P. Safa 2) Üstünlük, çokluk Abdülhak Hamit in Kemal e galebesi şerrin hayra galebesi demekti. Y. K. Beyatlı Atasözü, Deyim ve Birleşik Fiiller galebe… …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • GALEBE — Üstün gelmek. Yenmek. Bozmak. Çokluk. * Bastırmak. * Yeğin olmak …   Yeni Lügat Türkçe Sözlük

  • galebe çalmak — 1) yenmek Kocanın münasebeti her türlü cazibesini kaybettiği gün rakibine galebe çaldığına emin olabilirsin. H. C. Yalçın 2) üstün gelmek, baskın çıkmak Kadıncağızın gönlü gence kayıyordu. Fakat neticede akıl ve mantık tarafı galebe çaldı. R. N.… …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • GALEBE ÇALMAK — Galib olmak, üstün gelmek …   Yeni Lügat Türkçe Sözlük

  • baslayış — galebe, alta almaklık, zirpa etmek …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • DÜCAC — Galebe ile çağrışmak. * İnlemek. * Aldatmak, kandırmak …   Yeni Lügat Türkçe Sözlük

  • MÜTEGALLİB(E) — (Galebe. den) Zorba. Hak ve hukuka hürmet etmeden geçinmek isteyen …   Yeni Lügat Türkçe Sözlük

  • MÜTEGAŞŞİM — Galebe eden …   Yeni Lügat Türkçe Sözlük

  • RAGIM — Galebe eden, galip olan …   Yeni Lügat Türkçe Sözlük

  • RÜYUN — Galebe etmek, üstün gelmek.RÜZ : Noksan etmek, eksiltmek, noksanlaştırmak …   Yeni Lügat Türkçe Sözlük